İngilizce Kelimeler A2
Seviye: A2 · İngilizce
20 kelime
| İngilizce | Anlam | Örnek cümle |
|---|---|---|
| appointment | Birisiyle buluşmak veya birini ziyaret etmek için belirlenen saat. | I have a dentist appointment at 3 PM tomorrow. Yarın saat 3'te dişçi randevum var. |
| borrow | Başkasına ait bir şeyi geri vermek niyetiyle almak ve kullanmak. | Can I borrow your pen for a moment? Kalemini bir dakikalığına ödünç alabilir miyim? |
| delicious | Çok hoş bir tat veya kokuya sahip olan. | The cake she made was absolutely delicious. Onun yaptığı kek kesinlikle çok lezzetliydi. |
| doctor | Hasta insanları tedavi etmek için eğitim almış bir kişi. | She visited the doctor because she had a bad cough. Şiddetli öksürüğü olduğu için doktora gitti. |
| exercise | Daha güçlü ve daha sağlıklı olmak için yapılan fiziksel etkinlik. | Regular exercise is important for good health. Düzenli egzersiz, sağlıklı olmak için önemlidir. |
| festival | Genellikle müzik ve dansın olduğu, yılın belirli bir zamanında yapılan bir etkinlik ya da kutlama. | The city hosts a music festival every summer. Şehir her yaz bir müzik festivali düzenler. |
| garden | Bitkilerin yetiştirildiği bir toprak alanı. | He spends every weekend working in his garden. Her hafta sonu bahçesinde çalışarak vakit geçiriyor. |
| holiday | İşe ya da okula gitmek zorunda olmadığın bir gün. | We are planning a trip for our summer holiday. Yaz tatilimiz için bir gezi planlıyoruz. |
| homework | Öğrencilere evde yapmaları için verilen çalışma. | I have a lot of homework to do tonight. Bu gece yapmam gereken çok ödevim var. |
| kitchen | Yemek pişirilen bir oda. | The kitchen is next to the living room in my house. Mutfak, evimde oturma odasının yanındadır. |
| library | Kitapların ve diğer materyallerin insanların okuyabilmesi veya ödünç alabilmesi için bulunduğu bir yer. | The library is open until 8 PM on weekdays. Kütüphane hafta içi saat 8'e kadar açık. |
| market | İnsanların mal alıp sattığı bir yer. | She goes to the market every Saturday to buy fresh vegetables. Her cumartesi taze sebze almak için pazara gider. |
| museum | Tarihî, bilimsel veya kültürel önemi olan nesnelerin saklandığı ve sergilendiği bir bina. | The museum has a new exhibition on ancient Egypt. Müzede eski Mısır hakkında yeni bir sergi var. |
| neighbour | Sana yakın yaşayan bir kişi. | My neighbour is very friendly and often helps me with my garden. Komşum çok arkadaş canlısıdır ve bahçemle ilgili bana sık sık yardım eder. |
| postcard | Zarf olmadan posta yoluyla kısa bir mesaj göndermek için kullanılan küçük bir kart. | I sent a postcard to my friend from Paris. Paris'ten arkadaşıma bir kartpostal gönderdim. |
| recipe | Bir yemeği hazırlamak için verilen talimatlar bütünü. | I found a new recipe for chocolate cake online. İnternette çikolatalı kek için yeni bir tarif buldum. |
| station | Yolcuların inip binmesi için trenlerin ya da otobüslerin düzenli olarak durduğu bir yer. | The train leaves the station at 9 AM. Tren saat 9'da istasyondan kalkıyor. |
| ticket | Bir yere girmek, seyahat etmek veya bir etkinliğe katılmak için hak veren bir kâğıt ya da kart. | I bought a ticket for the concert next Friday. Gelecek cuma yapılacak konser için bir bilet aldım. |
| travel | Özellikle uzun bir mesafe boyunca bir yerden başka bir yere gitmek. | We plan to travel to Italy next summer. Gelecek yaz İtalya'ya seyahat etmeyi planlıyoruz. |
| vacation | Bir kişinin işe ya da okula gitmediği, seyahat edip dinlenmek için serbest olduğu bir zaman. | We are planning a vacation to the mountains. Dağlara bir tatil planlıyoruz. |